Dönüş ile Dönüşmek

Dönüş ile dönüşmek üzere 20 küsur yıl önce Ziya Azazi tarafından başlayan kişisel serüvenin Dervish In Progress ile 15 yıl boyunca birlikte ele alınmasıyla ortaya çıkan en fazla merak edilenleri sizler için derlediğimiz bir yazı dizisi ile merhaba diyoruz!
 

Bugün ele alacağımız ana mesele tabi ki Dönüş! Neden Dönüyoruz?

 

Aslında bu sorunun cevabı oldukça basittir. Çünkü yaşadığımız dünyanın bulunduğu sonsuz uzayda neredeyse her şey döner. Bu dönüş, önce atomların, gezegenlerin, yıldızların ve sonra birlikteliklerinden oluşan sistemler ve galaksilerin inanılmaz boyutta meydana getirdikleri toplu bir gösteridir. İnsan, kendini evrenin merkezine koysa da bir teleskopla gökyüzünü seyre daldığında, çok kalın bir romanda sözcüklerin arasındaki küçük bir nokta olduğunun farkına varır. İşte bu korkunç gerçeği ve yokluk hissinin kapladığı zihnini arındırmaya ihtiyaç duymaktadır. Dönüş; tam da işte insanlığın ihtiyacını duyduğu bu hiçlik duygusunu, hem var oluşunu, hem de yok oluşunu kabullenişidir.
 

Yok Olan Benliğin Varlığı Hissetmesidir Dönüş

 

Yaşadığımız dünyanın koşulları bizleri her geçen gün büyük bir hızla yok oluşa doğru sürüklemektedir. Bu yok olmaya neden olan ana sebep; beslenme, barınma ve sosyalleşme ihtiyaçlarımızı karşılamak için çaba sarf ettiğimiz bitmek bilmeyen tüketim çılgınlıklarımızdır. Bir maddeye sahip olabilmek ve onu başka bir maddeye dönüştürmekle başlayan dışsal etkenlerden kaynaklı simüle edilmiş hayat hikayemiz, parayla somutlaşan aç gözlülüğümüzün maddesel varlığını sürdürmesini sağlamak için yok oluşumuzun dönüş hikayesine evirilmektedir. Dönüş, maddenin varlığından arınan insanın yok oluşunun hikayesiyle başlar. Önce kendi gözünde evrenin merkezine koyduğu varlığının nasıl yok olduğunu fark eder dönmeye başlayan insan!
 

İnsanın Dönüşü

 
Atalarımız, yaşadığı ortama uyum sağlama konusundaki hünerini doğanın her türlü koşulunda hayatta kalma becerisiyle birleştirerek günümüze kadar uzanan muhteşem bir tarihsel bilinç bırakmıştır. Bu bilinçle; insanlık birlikte bir bütün olduğunu fark ederek doğadaki tüm canlılara saygı duyarak yaşar. Peki bu bilince ermeyi tercih etmediğimiz zaman ne olur? İşte o zaman bilinçten uzak, yaşadığımız zamanın ruhundan uzak fikirlerle yaşayan canlılara dönüşürüz. Bu uzaklaşma, önce; insanları dillerine, ırklarına, inançlarına göre, sonra; yaşam biçimlerine, fikirlerine göre ayırmaya hatta yok etmeye neden olur. İnsanın tüm kötü düşüncelerinden, içsel korkularından arınmasını sağlayarak kodlanmış bilinçsel kusurların farkına varması için derinlerden gelecek bir uyarıya yani dönüş(üm)e ihtiyacı vardır. Dönüş sırasında insan varlığını 4 ana etkenin yoğun baskısına maruz kalır ve zihinsel varlığını keşfeder.
 

Dönüş kişiyi neden etkiler? Dönüşün etki ettiği dört ana kuvvet hangileridir?

 
Dönüşe ilk başlayan pek çok kişi başaramayacağını düşünerek korkmaktadır. Vücudunun genel olarak nasıl bir tepki vereceğini bilemeyen katılımcılar aynı zamanda büyük bir merakla sürece dahil olurlar. Dönmek pek çok kişide farklı fiziksel tepkilere yol açmaktadır. Bu durum bazen kişilerde baş dönmesi, mide bulantısı veya aşırı duygusallığa neden olabilmektedir. Peki insanı diğer danslara, ekstrem sporlara oranla daha fazla etkileyen dönme eyleminin bu denli etkili olmasının nedenleri nelerdir? Dönüş dünyasında 4 kuvvet kendini gösterir ve insanın varoluşunu etkiler:
  • Yerçekimi
  • Merkezkaç Kuvveti
  • Sürtünme
  • Basınç
 
Saymış olduğumuz bu kuvvetler, insanların daha önce fark etmediği pek çok duyguyu, fiziksel değişimi ve dönüşümü yaşamasına neden olmaktadır. Örneğin, sürekli olarak dönen biri yerçekimin etkisi ile sürekli olarak aşağıya doğru çekilme hissi yaşarken hareket etmenin neden olduğu sürtünme ile bedenini hisseder, hareketin neden olduğu merkezkaç kuvvetiyle basıncı beyin hücrelerinin her bir zerresiyle yaşar. Bu dönüşün sağladığı kuvvet o kadar güçlüdür ki kişiyi kendi zihinsel yolculuğuna çıkarmaktadır. O ana kadar yaşamadığı zihinsel dönüşüme hazır olan beden; bu farklı elektriklenme ile varlığını, nefes alıp verişini, zihnin kendisine oynayacağı oyunları her bir hücresine kadar yaşar. Aslında dönüş ile dönüşmeye başlayan insan tabiri caizse eteklerinde bulunan tüm taşları tek tek dökerek zihnin en arınmış haline ulaşmasını sağlar.
 
İnsan dönüş ile dönüşmeye başladığı ilk anda, varlığıyla baş başa kalmanın verdiği boşlukta bilinmezliğin karanlığında tek başına kalır. Doğadan bir örnek verecek olursak; bu değişim biraz kral kobraların deri değişimine benzemektedir. Kral kobralar doğanın zorlu koşullarında zarar görmemek için yılda 6 defa deri dökerek bir değişim yaşarlar. Bu değişim sırasında yeni derileriyle birlikte yarı kör ve çok zor bir şekilde 10 gün kadar geçirirler. Bu süre onların hem savunmasız hem daha tehlikeli olabileceği bir zaman dilimidir. Değişim ve dönüşümün o zorlu hali kral kobralar için yarı görür vaziyette geçirecekleri günler sonrası bir yeni kimliğe dönüşür. Burada önemli bir nokta vardır ki ne pul sayıları ne de deri şekilleri asla değişmez. Ancak her dönüşümden sonra daha güçlü olarak yaşamlarını sürdürürler. İşte bizim de dönüşler ile varmak istediğimiz yer tam olarak budur. Dönüş kişilerde zihinsel bir değişime neden olarak, bilinç düzeyine ermiş bilgelere dönüşüm sağlar. Özde bir dönüşü sağlayarak yaşama sirayet etmektir. Dışsal bir dönüşümle değil içten dışa bir değişimle dönüşe ayak uydurmaktır.
 
Dönüş minimal seviyede varlığı keşfetmektir. Her şey döner ve sonuçta her şey değişir! Sağlıcakla…